Koku

Bir kaç film tavsiyesinde bulundum ama henüz hiç kitap tavsiyesinde bulunmadığımı farkettim ve bugün Patrick Süskind’in Koku isimli kitabını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Kitabın anlatımı oldukça güçlüdür, o kadar güçlüdür ki zamanla kokuları gözünüzün önünde kavramlaştırmaya ve canlandırmaya başlayabilirsiniz. Okurken Jean Baptiste Grenouille karakterinin ortaya çıkarmaya çalıştığı kokudan daha çok; bir katil üzerinde psikolojik tahlillere“Koku” yazısının devamını oku

12 Kızgın Adam

En sevdiğim hobim film izlemek. Gerçi çok sevdiğim biri zamanında film izlemenin hobi olmadığını ve gerçek bir hobi bulmamı söylemişti bana. Film izlemek beni dinlendiriyor ve günlük uğraşıların stresinden uzaklaştırıyor. Bunları bana sağlayan daha iyi bir hobim yok maalesef. Bu yüzden film izlemek çok hoşuma gidiyor. Sürekli yapılan film izleme seansları sonrası eldeki seçenekler sınırlanmaya“12 Kızgın Adam” yazısının devamını oku

Platonik aşk

İlk gördüğün an nefesin kesilir. Ne yapacağını şaşırırsın. Elin ayağın birbirine dolanır. Bir anda kendini tanıyamazsın, kendine yabancı birine dönüşürsün. Zihnin çalışamaz hale gelir. Aklının her köşesinde onun hayalleri vardır. Eğer biraz şanslıysan görüşmeye başlarsın. Her gün onunda seni, senin onu gördüğün gibi görmesi için çabalarsın. Yanında geçirdiğin her saniyeye şükür edersin. Elinden tutmaya bile“Platonik aşk” yazısının devamını oku

Hayalimdeki ev

En başında hakkında kısmında da yazdığım gibi bu blogu farklı bir amaçla kurgulamıştım ve sonrasında blog benim günlük olarak yazdığım yazıları paylaştığım çevrimiçi bir içerik sayfasına dönüştü. Daha önceden bu şekilde içerik üretmediğim için bu işin bu kadar zor olabileceğini farketmemiştim. İşin açıkçası konu bulmak ve üzerine yazmak gerçekten zor işmiş. Merak etmeyin henüz pes“Hayalimdeki ev” yazısının devamını oku

Senden önce ben

Kitaptan uyarlanmış bir film, Senden önce ben (Me before you). Ben kitabını okumadım ama filmini izleme imkanım oldu. Film ağırlıklı olarak İngiltere’de geçiyor. İngiltere’yi daima soğuk ve karanlık bulmuşumdur. Bu soğukluğun ve karanlığın sanki İngilizlerin hissetmesini engelliyor gibi düşünürdüm. Çok saçma bir düşünce olduğunun farkındayım. Senden önce ben, duyguların çoğrafyası olmadığını kanıtlayan bir film. Zaten“Senden önce ben” yazısının devamını oku

Kaygı

İnsanı içten içe bitiren düşünceler topluluğu. Korkunun içe yerleşmiş, benimsenmiş hali. Bir nevi korkuya verdiğimiz modern isim kaygı. Kaygı gelecekteki korkularımızı şimdileştirir ve bugünü yaşamamızı imkansızlaştırır. Genellikle fizyolojik olarak bizi etkilemez. Aşırı terleme, denge kaybı, mide bulantısı ileri safhalarda yaşanabilir. Umut ve sabır kaygının ilacı gibidir. Bir çok kaygı umut ve sabır ile aşılabilir. Fakat“Kaygı” yazısının devamını oku

Kanser

Kelime anlamıyla bir organ ya da dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünmesi ve çoğalmasıyla beliren kötü urların yol açtığı hastalık. Bu sadece kelime anlamı tabi ki. Bence asıl anlamı insanı düşüncesiyle bile bitiren çaresizliği sonuna kadar yaşatan sadece hastayı yiyip bitiren değil onunla birlikte sevdiklerini de bitiren bir nalet hastalık. Kanserden daha kötüsü de var. O“Kanser” yazısının devamını oku

After life

Ricky Gervais’in yapıp, yönettiği ve başrolünde oynadığı kara mizah türündeki dizisinden bahsetmek istiyorum. Diziden bahsederken amacım bir inceleme yapmak kesinlikle değil. Dizinin izleyenlere hissettirdikleri ve düşündürdükleri ile alakalı konular üzerine yazmak istiyorum. Yazarken spoiler verebilirim başlamadan bununda bilgisini vereyim. Öncelikle söylemem gerekir ki dizinin bence tek kötü yani bölümlerin ve sezonun çok kısa olması. İzleyen“After life” yazısının devamını oku

Buzlu badem

Neden buzlu badem sorusunun yanıtını vermemiştim. Bugün bu soruyu yanıtlayacağım. Anılara çok önem veririm. Hayallerle yaşamaktansa, anılarla yaşamayı tercih ederim. Bazı anılar akıldan asla silinmezler. Hatırladığınızda kendimizi birden tebessüm ederken bulursunuz. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin o anılar bizimledir. Hatta her geçen gün bir çekiç misali dahada sağlam perçinler o anıları aklımıza. Geriye dönüp“Buzlu badem” yazısının devamını oku

Pinokyo

Pinokyo bir imgedir. Yaratıcısı Gebetto ustanın kendini ifade etme biçimidir. Bir sanatçı gibi mükemmeli arama yoludur. Aynı zamanda Pinokyo insan olma isteğidir. Pinokyo’nun yalan söylediğinde uzayan burnu aslında iki temel unsuru temsil eder bunlar insanın gururu ve kibridir. Simgesel anlamda burun bu yüzden gurur ve kibri temsil eder. Pinokyo’nun burnunun uzaması onu fiziksel olarak çirkin“Pinokyo” yazısının devamını oku

“Bu da geçer ya HU”…

İlk yazıma, kendime hayat felsefesi yapmaya çalıştığım bir sözü anlatarak başlamak istiyorum. Başlıktan da anlaşıldığı gibi bu söz “Bu da geçer”. Kısa bir araştırma yapıldığında bu söz ile alakalı bir çok hikaye bulunabiliyor. Özetlemek gerekirse hikaye, dönemin sultanın çevresindeki bilgelerden, ne zaman üstündeki sözü okusa içinde bulunduğu umutsuzluktan ya da mutluluk rehavetinden kurtacak bir yüzük““Bu da geçer ya HU”…” yazısının devamını oku

Aşk

AŞK’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde… Yazıma beğendiğim bir Elif Şafak alıntısıyla başlamak istedim. Aşk, üzerine yazmak için oldukça zor bir konu. En azından benim için öyle. Yaşamak bile o kadar zorken, bu zorlukları kelimelere dökmek işleri daha da zorlaştırıyor.  Kelimelerin“Aşk” yazısının devamını oku