Acının İzi

Günler geçiyor, zaman geçiyor. Her geçen gün yeni bir şey öğretiyor ve gösteriyor. Bazen daha hiçbir şey canımı yakamaz dediğim anlar oluyor. Tamamen saflık işte. Bu düşünce aklıma geldiği anda evren sanki duyup, öyle mi bak gör sen der gibi geliyor üstüme. Her yönden canım yandı daha yanamaz derken evren muhteşem yaratıcılığı ile alıyor acıyı kucağıma bırakıyor. Belki de kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir konu can yakıyor. Yakıyor yakıyor bir süre sonra sönüyor. Sonra izi kalıyor. Mutlulukların izi bu acıların izini kapatmaya yeter mi? Bilmiyorum ne yazık ki hiç bilmiyorum. Beni bu hale getirende bu bilinmezlikler değil mi? Ah ah… Hiç sizden korkan biri oldu mu hayatınızda. Sizden korkulması nasıl bir duygu bunu yaşadınız mı? Ben maalesef yaşadım ve bir türlü aklım almıyor. İnsanin içine bir yük atıyor. Ben kimim diyorsunuz, ben nasıl biriyim diyorsunuz. Yine kendinizi sorguyorsunuz. Bildiğiniz benliğimizle insanların gördüğü çok mu farklı? Ben bana kalsa karıncaya zararı olmayan biriyim ama gelin görün ki bir kez sesimi dahi yükseltmediğim ve hayatımda çok önemli bir yere sahip olan kişi benden korkuyor. Akıl alır gibi değil. Ne yapalım acılar havuzunda yüzmeye ve tedavilerle, ilaçlarla canımın yanışının biraz daha azalabilmesi ümidiyle geçiyor günlerim. Buna geçmek denebilirse…

Yorum bırakın